Prostat bezi büyümesi nedir
Health

Prostat bezi büyümesi nedir

Mario Satterlund
Mario Satterlund
6 min read

Kronik prostatit başlangıcı ve gelişimi belirtilerini nedenlerine bağlı olarak, bakteriyel ve bakteriyel olmayan kronik prostatit olmak üzere iki grupta incelemek mümkün olabilmektedir.

Kronik Bakteriyel Prostatit Belirtileri



Kronik bakteriyel prostatit sahibi olan erkekler genellikle, akut bakteriyel prostatit belirtilerine benzet belirtiler yaşamaktadır. Bununla birlikte, kronik bakteriyel prostatit belirtilerini artırabilecek ek bir belirti ise sık sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarıdır.

Prostat Hastalıkları Tedavisi https://bit.ly/32ByLmR

Prostat bezi büyümesi nedir: https://bit.ly/2ZLQ1nQ


 


Elli yaş üzeri erkeklerin yaklaşık %20’sinde orta dereceli işeme zorluğu saptanır. Prostat anatomik olarak idrar kesesinin hemen çıkışında ve idraryolunu çepeçevre sarar şekilde bulunduğundan; bu tip büyümeler idraryapmada zorluk, kesik kesik idrar yapma, idrar yapmaya başlarken zorlanma,idrar hızında azalmaya neden olur. İlerleyen dönemlerinde de ani idrar hissi,gece idrara kalkma, tuvalete yetişememe ve hatta idrar kaçırmaya neden olabilir.

 


 


Prostatit Teşhisi Ve Tedavisi



Yukarıda adı geçen belirtilerden bir ya da birkaçını yaşayan hastalar doktora gitmek gereği duyduğunda önce hastanın hikâyesi dinlenir. Fiziki muayeneden sonra hastadan kan alınıp bazı testler yapılır. Kanda bulunan PSA oranı normalin üzerinde ise enfeksiyon ihtimaline karşı ayrıca idrar tahlilleri yapılır. İdrar yollarının ve prostatın durumunun görülebilmesi için bilgisayarlı tomografi de çekilebilir. Prostatit türü saptandıktan sonra tedaviye başlanır. Akut prostatitli ve şikâyetleri ağır olan hastalar hastaneye yatırılarak antibiyotikle tedavi edilebilir. Tedavi edilmeyen vakalarda iltihap kana karışarak daha ciddi komplikasyonlara hatta ölüme sebep olabilir. İdrar kesesini rahatlatan ve ağrı gideren ilaçlar da tedavinin bir parçasıdır.

Kronik prostatit çeşitleri de eğer bakteri nedenli ise yine antibiyotikle tedavi edilecektir. Antibiyotik tedavileri uzun sürebilir. Bakteriyel olmayan kronik prostatitlerde hastalar kas gevşeticiler, vitamin ve bazı ilaçlarla tedavi edilir. İlaçlar doktorun önerdiği doz ve sürede kullanılmalıdır. Bakteriyel nedenli olmayan kronik prostatitlerde hastanın şikâyetleri azaltılmaya çalışılır. Bu amaçla ağrı kesici, kas gevşetici ilaçlardan yararlanılmaktadır. Bu tür hastalara alfa blokerler ve sakinleştiriciler de verilerek daha konforlu yaşamaları sağlanır.

 

 


Uzun yıllardır yapılan araştırmalara rağmen, BPH’nın etioloji ve pa-togenezi tamamen açıklığa kavuşturulamamış olsa da bu konuda iki önemli faktör saptanmıştır. Bunlardan ilki testosteron ve dolayısıyla ana kaynağı olan testislerdir. İkincisi de ilerleyen yaş faktörüdür. Ergenlik öncesi kastre edilen erkeklerde klinik olarak prostatizm gö-rülmemesi veya oluşmuş belirtilerin kastrasyon sonrası gerilemesi, prostatın gelişmesi ve işlevlerinin devam etmesi için testosteron ile metabolitlerinin gerekli olduğu savını destelemektedir. BPH’nın klinik ve histopatolojik karakteristikleri 50 yaş öncesi erkeklerde çok seyrek görülürken, daha ileri yaşlarda giderek neredeyse tüm erkeklerde saptanması da yaşın bu konudaki etkisini göstermektedir. Yaşın art-masıyla birlikte hastalığın daha belirginleşme olasılığının yükselmesi, aslında yine bir hormon etkisinin yani testosteron-östrojen oranın-daki değişiklerinin olaydan sorumlu olduğunun ipuçları sayılabilir.BPH’nın mikroskopik düzeyde görülme oranı 40’lı yaşlarda % 8 iken, 50’li yaşlarda % 50 ve 80’li yaşlarda ise % 75’e yükselir. Patolo-jik oluşumun aslında 30’lu yaşlardan önce başladığı ve büyüme hızı (doubling time) 3 ile 5. dekad arasında 4.3 yıl gibi bir hızda iken, 70 yaş üstü hastalarda 100 yıla düştüğü bildirilmektedir (1).BPH’nın klinik prevalansına gelince, 6. dekatda %23, 7. dekatda %42, 8. dekatda % 71 ve 9. dekatda ise % 82’dir. 40 yaş altı erkeklerde görülme sıklığı son derece düşüktür.

 

 


Elle muayene kanserin erken teşhisi için önemli

Prostat kanseri, erken evrede yakalandığında tedavi başarısı yüksek kanser türleri arasında yer alır. Prostat kontrolünde total PSA (Prostat Spesifik Antijen) seviyesinin ölçülmesi ve rektal yoldan prostatın muayenesi önemlidir. Bu şekilde prostatın büyüklük ve kıvamı açısından değerlendirilmesi de mümkün olur. Çünkü prostatın sertliği kanser açısından uyarıcı bir bulgu olup bu sertliği tespit etmenin elle muayene dışında bir yolu şuan için yoktur. Bunun yanında hastadan gerekli görüldüğünde idrar tetkiki, kreatinin ve idrar akımının hızının ölçümü, ultrasonografi ve PSA’nın diğer alt tipleri ile ilgili tahliller de istenebilir.

 

 


MR Füzyon Biyopsi

Bu yöntemde hastanın daha önce çekilen multiparametrik MR görüntüleri, prostat biyopsisi yapılan ultrason cihazına aktarılarak tümörün tam yeri belirlenebilmektedir.

Böylelikle klasik biyopsilerdeki gibi “rastgele” parça almak yerine “hedef gözeterek” direk şüpheli odaktan biyopsi yapılır. Tümörün ya da şüpheli odağın tam yeri bulunabildiğinden çok sayıda parça almak yerine bu yöntemle daha az örnek alınması yeterli olabilmektedir.

Füzyon biyopsi uygulaması iki yöntemle yapılabilir. Bunlardan birisi perineal bölgede ciltten girilerek yapılan transperineal yöntemdir. Bu yöntem genel veya lokal anestezi ile yapılabilir.

Diğer yöntem ise rektumdan girilerek yapılan transrektal yöntemdir. Bu yöntem de lokal anesteziyle yapılabilmektedir.

 

Discussion (0 comments)

0 comments

No comments yet. Be the first!