Prostat iltihabı sarımsak
Health

Prostat iltihabı sarımsak

Mario Satterlund
Mario Satterlund
8 min read

Prostat büyümesi nedir?



Benign prostat hiperplazisi (BPH) esasen prostat bezinin büyümesidir. Erkeklerde prostat yaşamın iki evresinde büyür. Birincisi ergenikte görülür ve prostat hacmi iki katına çıkar. İkinci büyüme evresi 25 yaşında başlar ve hayatın sonuna kadar devam eder. Yaşlandıkça prostat boyutu da artmaktadır. BPH genelde bu ikinci fazda gelişir.

Prostat Hastalıkları Tedavi Edilebilir mi? https://bit.ly/3iBCxSN
Prostat iltihabı sarımsak - https://bit.ly/2ZLQ1nQ

 


Akut prostatit



Akut bakteriyal prostatit tüm prostat glandının bilinen bir üropatojene bağlı olarak generalize akut enfeksiyonudur. Aynı bakteriler asemptomatik sistoüretritler ve sıklıkla bakteriyemi, hatta septisemide de bulunabilir. Eğer tedavi edilmezler ise hayatı tehdit eden bir septisemi ya da prostat absesinin gelişimine yol açabilir.

Kronik prostatit



Değişik kronik prostatit sendromlarının patogenezinde, prostat sekresyonunda (EPS), prostat masajı sonrası idrarında (Post-M veya VB3) ya da semende klinik olarak bakteri ve lökositozun gösterildiği enfeksiyon ve prostatik inflamasyon bulunabilmektedir. Ancak kronik prostatitlerde bakteriyal bir enfeksiyonun veya prostatik inflamasyonun varlığı gösterilmeyebilir de. Kronik prostatitin etyoloji ve patogenezinde değişik mekanizmalar sorumlu tutulmuştur.

 

 


Prostatit Teşhisi Ve Tedavisi



Yukarıda adı geçen belirtilerden bir ya da birkaçını yaşayan hastalar doktora gitmek gereği duyduğunda önce hastanın hikâyesi dinlenir. Fiziki muayeneden sonra hastadan kan alınıp bazı testler yapılır. Kanda bulunan PSA oranı normalin üzerinde ise enfeksiyon ihtimaline karşı ayrıca idrar tahlilleri yapılır. İdrar yollarının ve prostatın durumunun görülebilmesi için bilgisayarlı tomografi de çekilebilir. Prostatit türü saptandıktan sonra tedaviye başlanır. Akut prostatitli ve şikâyetleri ağır olan hastalar hastaneye yatırılarak antibiyotikle tedavi edilebilir. Tedavi edilmeyen vakalarda iltihap kana karışarak daha ciddi komplikasyonlara hatta ölüme sebep olabilir. İdrar kesesini rahatlatan ve ağrı gideren ilaçlar da tedavinin bir parçasıdır.

Kronik prostatit çeşitleri de eğer bakteri nedenli ise yine antibiyotikle tedavi edilecektir. Antibiyotik tedavileri uzun sürebilir. Bakteriyel olmayan kronik prostatitlerde hastalar kas gevşeticiler, vitamin ve bazı ilaçlarla tedavi edilir. İlaçlar doktorun önerdiği doz ve sürede kullanılmalıdır. Bakteriyel nedenli olmayan kronik prostatitlerde hastanın şikâyetleri azaltılmaya çalışılır. Bu amaçla ağrı kesici, kas gevşetici ilaçlardan yararlanılmaktadır. Bu tür hastalara alfa blokerler ve sakinleştiriciler de verilerek daha konforlu yaşamaları sağlanır.

 


 


Kronik bakteriyel prostatit Kronik bakteriyel prostatit akut bakteriyel prostatite benzer fakat belirtiler daha yavaş gelişir ve hastada yaptığı olumsuz etkiler daha azdır. Erkeklerde sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları kronik bakteriyel prostatiti de düşündürmelidir. Her yaş grubunda görülebilir ancak orta ve genç erkek grubunda daha sıklıkla görülür. Kronik pelvik ağrı sendromu – Nan bakteriyel prostatit (Prostatodini) Bu grup prostatitin en sık rastlanan formudur. Gerçek sebebi nadiren belirlenebilir. Mevcut bir enfeksiyondan köken alabilir. Pelvik bölgedeki bir enfilemasyondan ya da kas spazmlarının neden olduğu ağrılardan köken alıyor olabilir. Prostattaki enflamasyon hiçbir belirti de vermeyebilir. Genellikle hastada ortaya çıkan belirtiler; • Genital bölgelerde, kasıklarda, pelvik bölgede ağrı • Sık idrara gitme • İdrar yapma sırasında ağrı • Ejakülasyon (boşalma) sırasında ağrı • Ejakülatın pıhtılığı değişik renkte veya kokulu gelmesi • İdrarın koyu renkte ve kokulu gelmesi gibi semptomlardır.

 

prostatı engelleyen bitkiler

 


Prostatın Kronik Bakteriyel İltihabı



Daha sık görülen bir durumdur. Üç ay veya daha uzun süren bu prostat enfeksiyonu da bakteriler nedeniyle olur.

Akut prostatitin aksine semptomlar daha yavaş gelişir ve belirtileri kronik non-bakteriyel prostatit ile hemen hemen aynıdır. Birçok hastada kronik bakteriyel prostatit belirti vermez. En belirgin semptom akut idrar yolu enfeksiyonlarının kronikleşmesidir.

Kronik bakteriyel prostatitin nedeni açık değildir. Üriner sistemdeki bakterilere, mesane veya kan enfeksiyonuna bağlı olabilir. Prostat bezinde oluşabilen taşlar veya prostattaki yapısal kusurlar da prostatite neden olabilir. Enfeksiyon bir travma ya da üriner sisteme sokulan bir enstrüman (katater gibi) sonucu oluşabilir. Sinsi seyreden bir hastalıktır, yavaş yavaş gelişir ve şiddeti akut prostatite göre daha azdır. Sık idrara çıkma isteği vardır. Yine idrarda yanma ve idrarı yaparken zorlanma görülür. Ateş fazla yükselmez. Cinsel isteksizlik görülür. Boşalma sırasında ağrı hissedilir. Bağırsaklarda gerilme hissi vardır. Bunların dışında yine makat bölgesinde ve testislerde ağrı duyulur.
Prostatın Asemptomatik Enflamasyonu

Çok az idrar yakınmaları ve pelvik ağrı için karakteristiktir. Hastalar genellikle 20-45 yaşlarındadır. Prostatik sekresyonda enflamasyon hücreleri yoktur ve enfeksiyon saptanmaz. Genellikle işeme esnasında mesane boynu ve sfinkterin gevşemesini önleyen bir fonksiyonel bozukluk olabilir.
Kronik Prostatit’in Belirtileri Nelerdir?

Stres ve psikolojik gerginlik içinde olan insanlarda idrarı tutan kasın çokça kasılması bu hastalığa yakalanma ihtimalini yükseltir. Bununla birlikte uzun yıllar bisiklet ve motosiklet kullanma, sürekli oturarak çalışan bir meslek grubunda olma (uzun yol şöförlüğü vs.) yine bu hastalığın gelişiminde etkili olabilir.
Sık idrara çıkma
İdrar yaparken hafif ağrı ve güçlük
Azalmış idrar akımı
Ani sıkışma hissi
Rektum veya bel bölgesinde hafif ağrı
Koitus (ilişki) sırasında rektum ile penis arasında batıcı bir ağrı
Sırtın alt kısmı veya cinsel bölgede ağrı
Ereksiyonun zayıflaması
Cinsel isteğin azalması
Erken boşalma
Ağrılı boşalma
Semende kan görülmesi
Hafif ateş
Kas ağrıları

 

 


MR Füzyon Biyopsi

Bu yöntemde hastanın daha önce çekilen multiparametrik MR görüntüleri, prostat biyopsisi yapılan ultrason cihazına aktarılarak tümörün tam yeri belirlenebilmektedir.

Böylelikle klasik biyopsilerdeki gibi “rastgele” parça almak yerine “hedef gözeterek” direk şüpheli odaktan biyopsi yapılır. Tümörün ya da şüpheli odağın tam yeri bulunabildiğinden çok sayıda parça almak yerine bu yöntemle daha az örnek alınması yeterli olabilmektedir.

Füzyon biyopsi uygulaması iki yöntemle yapılabilir. Bunlardan birisi perineal bölgede ciltten girilerek yapılan transperineal yöntemdir. Bu yöntem genel veya lokal anestezi ile yapılabilir.

Diğer yöntem ise rektumdan girilerek yapılan transrektal yöntemdir. Bu yöntem de lokal anesteziyle yapılabilmektedir.

 

Discussion (0 comments)

0 comments

No comments yet. Be the first!