Prostad iltihabı
Health

Prostad iltihabı

Ivor Ahlstedt
Ivor Ahlstedt
7 min read

Prostat neden büyür?



Erkeklerde prostat, ergenliğin erken döneminde büyür (2 katına çıkar). 25 yaşından sonra tüm erkeklere prostat, farklı şekillerde olmak üzere büyür. Prostat büyümesinin sebepleri günümüzde halen tam olarak bilinmemekte, erkeklik hormonu (testosteron) ve östrojenin bu büyüme üzerine ciddi bir rolü bulunduğu düşünülmektedir.

Kronik Prostatit ve Tedavisi https://bit.ly/3iBCxSN
Prostad iltihabı https://bit.ly/2ZLQ1nQ

 


Bakteriyel kökenli olmayan prostat iltihabı‘nda ise etken adından da anlaşılacağı üzere bakteriler değildir. Ancak vücudun iltihaplı hastalıklarda salgıladığı savunma hücrelerine idrarda, menide ve prostat salgılarında rastlanmaktadır. Hastalığın sebebi tam olarak bilinmemektedir. Antibiyotikler uzun süreli olarak verilebilir ama etkinlikleri sınırlıdır. 4. grupta anlatılan tipte prostatitin ise klinik önemi şu an için tartışmalıdır. Burada saptanan bulgular, hastada başka bir patolojiye (PSA yükselmesi, kısırlık) neden oluyor ise ya da hastanın başka bir nedenle endoskopik müdahaleye ihtiyacı varsa tedavi uygulanmaktadır. Prostat enfeksiyonu olasılığını arttıran risk faktörleri nelerdir? 1. Kişiye tıbbi nedenle sonda takılması 2. İdrar yolunun anormal bir yapıya sahip olması 3. Yakın zamanda idrar yolu iltihabı geçirmek 4. Anal yolla cinsel temas 5. Kabızlık

 


 


En yaygın bulaşıcı olmayan hastalık tipi. Bu durumda, özellikle ilk aşamalarda, prostatit semptomlarını tanımak oldukça zordur. Ek olarak, oluşum nedenleri hala bilinmemektedir, ancak bazı durumlarda enfeksiyonla da tetiklenebilir.

Ayrıca pelvik ağrı sendromu bulundu. Bu durumda, prostatit semptomları oldukça belirgindir, çünkü enflamatuar sürecin arka planında perineal ve genital alanlarda kronik ağrılı hisler de mevcuttur.

Doktorlar, prostatit semptomlarının tamamen bulunmadığı, enflamatuar bir sürecin varlığına rağmen, hastalığın izole edilmiş ve asemptomatik şeklidir. Bu hastalık şekli, en tehlikeli olanıdır, çünkü komplikasyonların oluşmasını tehdit eder.

 

 


Uzun yıllardır yapılan araştırmalara rağmen, BPH’nın etioloji ve pa-togenezi tamamen açıklığa kavuşturulamamış olsa da bu konuda iki önemli faktör saptanmıştır. Bunlardan ilki testosteron ve dolayısıyla ana kaynağı olan testislerdir. İkincisi de ilerleyen yaş faktörüdür. Ergenlik öncesi kastre edilen erkeklerde klinik olarak prostatizm gö-rülmemesi veya oluşmuş belirtilerin kastrasyon sonrası gerilemesi, prostatın gelişmesi ve işlevlerinin devam etmesi için testosteron ile metabolitlerinin gerekli olduğu savını destelemektedir. BPH’nın klinik ve histopatolojik karakteristikleri 50 yaş öncesi erkeklerde çok seyrek görülürken, daha ileri yaşlarda giderek neredeyse tüm erkeklerde saptanması da yaşın bu konudaki etkisini göstermektedir. Yaşın art-masıyla birlikte hastalığın daha belirginleşme olasılığının yükselmesi, aslında yine bir hormon etkisinin yani testosteron-östrojen oranın-daki değişiklerinin olaydan sorumlu olduğunun ipuçları sayılabilir.BPH’nın mikroskopik düzeyde görülme oranı 40’lı yaşlarda % 8 iken, 50’li yaşlarda % 50 ve 80’li yaşlarda ise % 75’e yükselir. Patolo-jik oluşumun aslında 30’lu yaşlardan önce başladığı ve büyüme hızı (doubling time) 3 ile 5. dekad arasında 4.3 yıl gibi bir hızda iken, 70 yaş üstü hastalarda 100 yıla düştüğü bildirilmektedir (1).BPH’nın klinik prevalansına gelince, 6. dekatda %23, 7. dekatda %42, 8. dekatda % 71 ve 9. dekatda ise % 82’dir. 40 yaş altı erkeklerde görülme sıklığı son derece düşüktür.

 

prostatit kısırlık

 


İlk Aşamada Hangi Tedavi Var?

İyi huylu prostat büyümesinde ilk aşamada ilaç tedavisi var. Elbette, böbreklerin fonksiyonu bozulmaya başlamışsa, prostat kaynaklı böbrek hastalığı potansiyeli varsa, tekrarlayan enfeksiyonlar oluyorsa, idrar yolunda kanamalara rastlanıyorsa, mesanede taş ya da divertükül denen küçük cepçikler oluşmuşsa ilacı pas geçip direkt ameliyata geçiyoruz. Fakat bu tür sıkıntılar yoksa hastanın sıkıntısını \'semptom skorlaması\' denen bir testle anlamaya çalışıyoruz. Şikâyetler hafif dereceyse sadece takip yeterli. Orta ve şiddetli bulgularda ilaçla tedaviye başlıyoruz. İlaçla yanıt alamadığımız durumlarda ameliyat öneriyoruz.

Prostat Büyümesinde İlaçlar Ne Kadar Süre Kullanılıyor?

Prostat ilaçlarını tansiyon ilacı gibi düşünün, hastanın her gün alması gerekiyor, aksi takdirde sıkıntısı yeniden başlıyor. İlaç kullanımı yıllarca sürebiliyor. Bazen bu tedaviye prostatı küçültmeye yarayan ilaçlar ekleniyor, bunlar da en az 6 ay kullanılıyor. Bazı çalışmalara göre bu ilaçlar, prostatta yüzde 30\'a kadar küçülme sağlıyor. Prostatı küçülten ilaçların, yüzde 15-20 oranda cinsel isteği azalttığıyla ilgili çalışmalar var. Ama prostatla ilgili ilaçların hiçbiri ereksiyon kapasitesini azaltmıyor. Bir de prostat ilaçları bazen menin geriye kaçması, baş dönmesi, halsizlik gibi yan etkilere yol açabiliyor.

 

 


Gençlerde genellikle cinsel yolla bulaşan hastalıklardan sonra, orta ve ileri yaşlarda ise prostat büyümesinin zemininde gelişir. Tedavisi ilaçlarla yapılır ve hastaya istirahat önerilir. Akut prostatitler iyi tedavi edilmezlerse prostat apsesi gelişebilir. Ayaktan tedaviye yeterli yanıt alınamazsa hastalar hastaneye yatırılarak tedavi edilmelidir.

Kronik prostatit: İdrar yaparken yanma, kasıklarda ve/ veya yumurtalıklarda ağrı, sık idrara çıkma, ani sıkışma hissi gibi belirtiler vardır. Hatta hastaların yaklaşık %10 unda bel ağrısı bile görülebilir. Ateş olmaz. Bazı hastalarda cinsel boşalma esnasında peniste, yumurtalıklarda veya apış arasında ağrı ve rahatsızlık hissi de olabilir. Bu hastalık genellikle 20- 30 lu yaşlar arasında veya 40’ lı yaşların sonuna doğru görülür. Tanısı genelde hastadan alınan bilgiler ışığında ve ayırıcı tanıdaki idrar yolu enfeksiyonu veya üriner sistem taşı gibi hastalıklar ekarte edilerek konur. Kronik prostatin tedavisi problemlidir, çünkü ilaçların en zor geçtiği organlardan biri de prostattır. Bu nedenle tedavi süresi 4- 8 haftaya kadar uzayabilir. Konservatif öneriler olarak: haftalık 2- 3 kez cinsel boşalma, sıcak su oturma banyoları, kabızlıktan ve soğuktan kaçınma gibi tedbirlerin hastalık üzerinde iyileştirici etkisi bilinmektedir. Hastalık tekrarlayabilir ancak başka hastalığa dönüşme veya ciddi bir problem oluşturma riski yoktur.

 

Discussion (0 comments)

0 comments

No comments yet. Be the first!